Kusura bakma geç kaldım dedi kız,
Olsun dedi çocuk ben de yeni geldim zaten. Gerçekten de yeni gelmişti. Kız ile sözleşmeleri saat 11 di ve çocuk 11 buçuk gibi gelmişti. Çünkü biliyordu kızlar yarım saat daima geç kalırdı.
Nasılsın dedi kız, iyiyim dedi çocuk. Sen dedi
Sonra anlatmaya başladı kız, ne anlatıyordu kız gelirken yolda yaşananlar falan.
Ne içersin dedi çocuk, ben bir kahve alayım dedi kız . Ben de çay dedi çocuk.
Hep çay içiyordu zaten bir tek geceleri sade kahve gündüz ise az şekerli türk kahvesi.
Yazayım dedi çocuk bir şeyler yazayım, anlatayım dedi. Ama beceremedi.
3 Nisan 2011 Pazar
2 Nisan 2011 Cumartesi
Gül'ün dikeni acıtıyor be Usta..
Aslında blogspot kapatıldığında içide faşistce bir duygu vardı çocuğun. Eskiden yazdıklarının silineceğini düşünüyordu. Olmadı gerçi sadece Türkiye'de yasaktı ve istese proxy ya da dns ayarı ile girebiliyordu ki bunu çok iyi yapıyordu.
Tam okumaya başlamıştı ki çocuk ve Etme diye sayıklamaya başlamıştı ki "O" hemen müdahale etti yine başladın saçmalamaya dedi. Ne yapsaydı çocuk işte nette araştırırken denk geldi. Silse miydi yazdıklarını. Neyse deyip biraz kavga edip o defteri kapattığını söyleyip ikna etmeye çalıştıysa da ikna olmamıştı karşıda ki, ki ikna olmayacaktı.
Ne yazsam ki geçmişin muhasebesini mi yapsam, yok geçmişi kapattık eden etti, giden gitti dedi çocuk.
Sonra düşündü ne kadar zaman oldu diye, ama hangisinden başlayacaktı o kadar çok kırılma noktası vardı ki, 26 kasım, 11 aralık, 11 şubat, 10 mart, 11 nisan'da 2 ay olacaktı .
Gerçi 11 Şubat'da kararlıydı her şey bitmişti. Sonrasında kararını uygulamaya koydu bir sıkıntı olmadan ne güzel hayat istediği gibi gidiyordu ama her zaman hayat istediğimiz gibi gitmiyor dedi çocuk. Gerçi kendi hayatında yolunda gitmeyen o kadar çok şey vardı ki.
Aman boşver dedi çocuk dalgamıza bakalım, güldü geçti. Zaten salakça bir gülümsemesi vardı daima , en kötü haberleri verirken bile o kadar rahat ve salakça bir gülümsemesi var ki. Bir de kendi derdine hiç ağlamıyordu.
Geçmişi kapattı çocuk, Tam GÜL'den kurtuldum derken hatta Gül'ü görmemişti ama batan dikenlerin yarasından , acısından kurtulmuşken.. Şimdi bir de karşısına GÜLİSTAN çıktı.
Ne yapacaktı peki, GÜLİSTAN konusunu. Onu düşündü zordu biraz işi ama çocuk ne zorluklar atlatmıştı.
Neyse dedi sabah Gülistan'ı görecem dedi çocuk ve yattı.
Tam okumaya başlamıştı ki çocuk ve Etme diye sayıklamaya başlamıştı ki "O" hemen müdahale etti yine başladın saçmalamaya dedi. Ne yapsaydı çocuk işte nette araştırırken denk geldi. Silse miydi yazdıklarını. Neyse deyip biraz kavga edip o defteri kapattığını söyleyip ikna etmeye çalıştıysa da ikna olmamıştı karşıda ki, ki ikna olmayacaktı.
Ne yazsam ki geçmişin muhasebesini mi yapsam, yok geçmişi kapattık eden etti, giden gitti dedi çocuk.
Sonra düşündü ne kadar zaman oldu diye, ama hangisinden başlayacaktı o kadar çok kırılma noktası vardı ki, 26 kasım, 11 aralık, 11 şubat, 10 mart, 11 nisan'da 2 ay olacaktı .
Gerçi 11 Şubat'da kararlıydı her şey bitmişti. Sonrasında kararını uygulamaya koydu bir sıkıntı olmadan ne güzel hayat istediği gibi gidiyordu ama her zaman hayat istediğimiz gibi gitmiyor dedi çocuk. Gerçi kendi hayatında yolunda gitmeyen o kadar çok şey vardı ki.
Aman boşver dedi çocuk dalgamıza bakalım, güldü geçti. Zaten salakça bir gülümsemesi vardı daima , en kötü haberleri verirken bile o kadar rahat ve salakça bir gülümsemesi var ki. Bir de kendi derdine hiç ağlamıyordu.
Geçmişi kapattı çocuk, Tam GÜL'den kurtuldum derken hatta Gül'ü görmemişti ama batan dikenlerin yarasından , acısından kurtulmuşken.. Şimdi bir de karşısına GÜLİSTAN çıktı.
Ne yapacaktı peki, GÜLİSTAN konusunu. Onu düşündü zordu biraz işi ama çocuk ne zorluklar atlatmıştı.
Neyse dedi sabah Gülistan'ı görecem dedi çocuk ve yattı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)